• industriAll global
  • industriAll europe
  • Retun See
  • Petrol-İş Kadın Dergisi
Belgesel: Petrol-İş Tarihi

Dev Tesisler Satılırken | Fehmi Koru-Yeni Şafak

Özelleştirme bugünün dünyasının bir gerçekliği; devleti küçültüp sosyal yükümlülüklerini azaltmak için bulunmuş bir yöntem. Ak Parti, ekonomi politikası olarak özelleştirmeye karşı çıkmadığı gibi, tersine daha önce pek cesaret edilmemiş büyük satışlardan kaçınmayacağı işaretlerini de çekinmeden veriyor. 

FEHMİ KORU
15.01.2004

Özelleştirme bugünün dünyasının bir gerçekliği; devleti küçültüp sosyal yükümlülüklerini azaltmak için bulunmuş bir yöntem. Ak Parti, ekonomi politikası olarak özelleştirmeye karşı çıkmadığı gibi, tersine daha önce pek cesaret edilmemiş büyük satışlardan kaçınmayacağı işaretlerini de çekinmeden veriyor. Bir yönüyle bunu yapmak zorunda da; doğrudan yabancı sermaye girişinin olmadığı bir ortamda, özelleştirme, ekonominin ihtiyacı olan sıcak parayı kısmen de olsa sağlıyor çünkü.

Ak Parti'nin, ekonomide başarılı bir performans yakalamak için, zarar eden veya devlet üzerinde yük olarak görülen fabrika ve tesislerin özelleştirmesine sıkıca sarılmasını anlamak mümkün de, bunu yaparken kendine özgü bir dil ve yöntem geliştirmeyişini anlamak hayli zor. Kuruluşları uzun yıllar almış, tekel özelliği bulunan milyarlarca dolarlık dev şirket ve tesislerin, neredeyse "Kaç para, ver para" yöntemiyle haraç-mezat elden çıkartılması, bazen akla ziyan biçimler alabiliyor.

En son örneğini Tüpraş ihalesinde gördük.

Avrupa'nın sayılı sanayi tesislerinden biri Tüpraş; Türkiye'nin ise en büyük sanayi tesisi... Ülkemize giren ham petrolü işleyen bir dizi fabrikası var. Tek başına ülke rafineri ihtiyacını karşılayabilecek devâsâlıkta. Bu büyüklük ekonomiye vergi ve fon olarak da yansıyor; devletin toplam vergi ve fon gelirlerinin yaklaşık yüzde 20'si Tüpraş'ın eseri. Geçen yıl cirosu 13 milyar dolar, net kârı da 300 milyon dolar civarındaydı. (Bu yazıda kullanılan rakamlar Güngör Uras'ın dün Milliyet'te çıkan yazısından).

"Kaç para, ver para" mantığını ele veren tabloya biraz daha yakından bakalım: İhaleye Türk ortakla katılan Rus petrolcüler Tüpraş'a 1.3 milyar dolar değer biçtiler; kasasında hazır duran 466 milyon dolar düşüldüğü taktirde 800 milyon dolara elden çıkartılmış olacak bütün tesisler... Teknolojisini yenilemek için son beş yılda fabrikalarına yapılan yatırımdan da ucuza gidiyor Tüpraş... Türkiye Tüpraş'ı sıfırdan yeniden kurmaya kalksa, Rusların ödemeye hazırlandığı paranın en az beş mislini gözden çıkarması gerekir...

Hükümetin karşı karşıya kaldığı ekonomik tablonun bu tür hesapları gözardı etmeyi gerektirecek vehamette olduğunu elbette biliyoruz. Tüpraş'ı gerçek değeriyle satmak bir yana, bugünkü durumuyla varlığını korumakta da zorlanıyor yanlış politikalarla fukaralaştırılmış devlet. Geçmiş dönemlerin eseri kocaman yırtık ve sökükleri yamamak için yapılabilecek tek şey, fazla mızmızlık etmeden, elde avuçta varolanı nakte çevirmek; hükümet konuya böyle yaklaşıyor, ekonomistler de ona bu yolda telkinde bulunuyorlar...

Oysa, Ak Parti, Tekel, Tüpraş, Petkim ve Telekom gibi dev tesislerin özelleştirilmesini fazla önem taşımayan, devletin ve kamu ekonomisinin sırtına yük oldukları kuşkusuz fabrika ve tesislerin satılmasından farklı mütalaa edebilirdi, etmeliydi. Tüpraş'ın yaklaşık üçte biri yakın geçmişte hisseler halinde halka satılmıştı zaten, diğer hisseler de iki-üç partide ve aynı yöntemle kamunun sermayeden bütünüyle tasfiyesini sağlayacak biçimde elden çıkartılabilirdi. Ya da, Tüpraş'la aynı sektörde çalışan yerli firmaların dayanışması teşvik edilerek tesislerin onlar tarafından çalıştırılmasını sağlayacak bir formül geliştirilebilirdi. Sermayenin illâ yurtdışından gelmesi gerekiyor idiyse, bunun için de, yabancı firmalarla girilecek birebir ilişkiyle sendikasyonlar kurulması yoluna gidilebilirdi. Tesislerde çalışanların görüşlerini alarak, gerekirse onlardan fedakârlık talep ederek satışı mâkul şartlarda gerçekleştirmek daha doğru olmaz mı?

İhale Komisyonu da, Özelleştirme Yüksek Kurulu da, ihale sonucunu eldeki verileri değerlendirerek kesinleştirecektir; bu sebeple yukarıda sıraladığımız mülâhazaların onların kararını etkilemesi beklenmemeli. Ancak, Tekel'in içki dışındaki tesisleri, Petkim ve Telekom gibi dev özelleştirmelerin sırada bulunduğu düşünülürse, henüz fırsatın bütünüyle kaçmadığı da anlaşılacaktır. Hükümet, nasıl pek çok alanda yeni bir üslupla konulara yaklaşıyorsa, benzer bir yaklaşımı özelleştirilecek dev kamu değerleri için de düşünmelidir. Özelleştirme İdaresi'ni bu amaçla silkeleyip yapılandırmakta ve çalışma ilkelerini yeniden belirlemekte yarar var.

Güncelin baskısı ve ihtiyaçların yoğunluğu hükümetleri bilinenin ve alışılmışın dışındaki yolları denemekten uzak tutar; Ak Parti de, dev kamu kuruluşlarının özelleştirilmesi konusunda aynı konumda görünüyor. Biraz düşünme fırsatı bulsa, farklı bir yaklaşımı da yakalayabilir oysa...

Kaynak: YENİ ŞAFAK GAZETESİ