• industriAll global
  • industriAll europe
  • Retun See
  • Petrol-İş Kadın Dergisi
Belgesel: Petrol-İş Tarihi

Petkim'de toplumsal linç | Ertuğ Yaşar-Referans

Genel seçimler gündemde olduğu için konu güncel; o nedenle rahatlıkla yazabiliriz. Acaba en son ne zaman Meclis'e bir Yahudi, ya da Ermeni ya da Hıristiyan Türk vatandaşı girmişti? Yunanistan’da, Bulgaristan’da, hatta Irak’ta Türk kökenli soydaşlarımıza haksızlık yapılırken ayağa halkan “aslan demokratlar” şimdi neredeler?

ERTUĞ YAŞAR
09.07.2007

Genel seçimler gündemde olduğu için konu güncel; o nedenle rahatlıkla yazabiliriz. Acaba en son ne zaman Meclis'e bir Yahudi, ya da Ermeni ya da Hıristiyan Türk vatandaşı girmişti? Yunanistan’da, Bulgaristan’da, hatta Irak’ta Türk kökenli soydaşlarımıza haksızlık yapılırken ayağa halkan “aslan demokratlar” şimdi neredeler? Bu seçimlerde de gözümüzün önünde bir demokrasi cinayeti işleniyor. Bugüne kadar hiç olmamış bir uygulama ile, ilk kez seçim pusulasına bağımsız adayların da adı yazılıyor. Eskiden ise zarfın içine bağımsız adayın basılı pusulasını koymak yeterli oluyordu. Bu seçimde Kürt kökenli vatandaşların partisi olarak bilinen Demokrat Toplum Partisi (DTP) bağımsız aday çıkarmaya karar verince olanlar oldu. Başka zaman olsa öldür Allah bir araya gelmeyecek partiler bir araya gelip Kürt kökenli vatandaşlarımızın Meclis'e girmesini engellemeye çalışıyorlar. Ama kimse bu durum karşısında sesini bile çıkarmıyor! Zaten sıkıysa çıkar... Aynı olguyu ekonomide, Petkim ihalesinde de görmüyor muyuz? İhalenin hemen ardından spekülasyonlar başladı. Ortada sağlıklı bir bilgi yok; ama dedikodular var. Yok ihaleyi kazanan şirketin ortaklarından biri Yahudi imiş; bir diğer Ermeni imiş; içlerinde Rus mafyasından olanlar varmış; Kazak zenginleri kara paralarını Petkim'de aklayacaklarmış... “Mış da mış”! Olabilir. Söylenenlerin hepsi olasılıktır. Ama ilk gün de yazdık, Türkiye kesinkes bir "Muz Cumhuriyeti" değildir; tersine bir hukuk devletidir. İngilizler buna “rule of law” diyorlar. Biz hukukun üstünlüğü diye çeviriyoruz. Türkiye’de, özellikle son yıllarda ne kadar ekonominin liberal olmasına; politikadan demokrat davranılmasına öykündüysek, işte o kadar da hukukun üstünlüğünün sağlanmasını canı gönülden diliyoruz. Eğer Petkim ihalesini kazanan TransCentralAsian firmasının ortakları içinde abudik gubidik işler yapanlar varsa; bu türlü işlere karışanlar varsa, bu savlar somut bir biçimde kanıtlanarak ihale hemen iptal edilmelidir. Bırakın Petkim'i, bizim köşedeki bakkalı bile bu türlü karanlık geçmişi olanlara satmamak gerekir. Ama yok Petkim'in yeni olası sahipleri hakkında öne sürülen savlar kanıtlanamıyorsa; bu savlar kanıtlanamayan dedikodulardan öteye geçmiyorsa; ortada somut deliller yoksa; o Yahudi, bu Ermeni diye ayrımı bir kenara bırakılıp hukukun üstünlüğü ve sözleşmeye bağlı kalma ilkesi çalışmalıdır. Biz Türkler ne yazık ki sözleşme ile iş yapmayı hiç bilmeyiz. Hep “istimi arkasından gelsin” mantığı ile işlerimizi yürütür; el sıkışarak ve konuşarak iş bağlarız; anlaşmalar yaparız. İşler kötü gidince de karşı tarafın bize imzaladığımız anlaşmanın hükümlerini “seve seve uygulatmasına”(!) çok bozuluruz. Ama uluslararası işlerde her şey hukuka ve sözleşmelere göre yürür. Yani, acaba Özelleştirme İdaresi, TransCentralAsian firmasını ihaleye kabul etmeden doğru dürüst incelemedi mi? Eğer; a)İncelediyse ve sakat bazı yönler gördü ise, neden ihaleye katılmasına izin verdi? Bu durumda Özelleştirme İdaresi kusurludur. b) İncelediyse ve kendisine sunulan belgelerde bir eksiklik yoksa; her şey kitabına uygunsa, biz iki aklı evvel milliyetçi yazar ve yorumcunun “onlar Ermeni, onlar Yahudi, onlar Rus mafyası” diye yorum getirmeye bugün artık hakkı yoktur. İhale öncesinde ihaleye katılacaklar konusunda gaflet uykusunda olan basın kuruluşlarımızın, şimdi “mal bulmuş mahribi gibi” bu konuya atlamasını anlamak ise zaten olanaksızdır.

Kaynak: REFERANS GAZETESİ