• industriAll global
  • industriAll europe
  • Retun See
  • Petrol-İş Kadın Dergisi
Belgesel: Petrol-İş Tarihi

Mehmet Akkaya/Aydınlık Gazetesi

Sendikal Güç Birliği Platformu'na öneriler

27.09.2012

Sendikal Güç Birliği Platformu (SGBP), ilk “Genişletilmiş Başkanlar Kurulu Toplantısı’nı 22-23 Eylül 2012 tarihinde, Belediye-İş Sendikası’nın Kuşadası’ndaki tesislerinde yaptı.

Sendikal Güç Birliği Platformu, 1 Temmuz 2011 tarihinde, “Demokratik, mücadeleci ve güçlü yeni bir sendikal hareket için bir araya geldik, yola çıkıyoruz “ bildirgesiyle kuruluşunu ilan etmişti. Aradan bir yılı aşkın zaman geçti.

“-Neoliberalizme karşı sınıfın birliği ve dayanışması,

Ülkede, işyerinde ve sendikada demokrasi,

Emek odağı oluşturmak ve güçlü bir temsil sağlamak,

Emek güçlerini “sınıfsal çıkarlar” ekseninde birleştirmek,

Cesur, öncü ve mücadeleci bir sendikal hareket için değişim”i, “İlke ve İlk Hedefler” olarak belirlemişlerdi

Tespitler ve hedefler doğru. Bunlar işçi sınıfının özlemleri.

Hükümet şimdi, kıdem tazminatını kaldırmak, kiralık işçi bürolarını esas kılmak ve esnek çalışmayı yaymak istiyor.

Sendikal hareketin bitmesi ve işçi sınıfının köle yapılması demektir bu.

Cumhuriyet tarihinin en büyük saldırısı...

Peki, bu denli kapsamlı bir saldırı nasıl engellenecek?

İşçi sınıfı top yekun ayağa kalkmadan saldırı nasıl püskürtülecek?

Sendikaların işçiye sahip çıkması nasıl sağlanacak?

Soru bunlardır.

Cevap ise, 20 yıldır işçi sınıfımız neden hep yenildiğinin sorgulanmasından çıkacaktır.

20 yıldır işçi sınıfı neler kaybetti diye sıralamaya kalksak, sayfalara sığmaz.

Sendikal hareket bugüne kadar neşteri kendisine vurmadı, kendi kusurlarını ve yenilgideki kusurlarının payını görmezden geldi.

Bütün suç Hükümetlere atıldı.

Bırakalım ders almayı, Cumhuriyet tarihinin en büyük saldırısı hazırlanırken, sendikal hareket de, tarihin en büyük aymazlığı içinde?

Şapkayı öne koyma zamanıdır.

Sendikal Güç Birliği Platform’unun 1 yılı aşkın zamanda yaşadıkları bile bunu gerekli kılmaktadır.

Ne olmuştu, hatırlayalım.

Sendikal Güç Birliği’nin ilkeleri, Türk-İş’in bütün sendikalarında heyecan yaratmıştı. Türk-İş Kongresinde bu çok açık görülüyordu. Ayrı liste çıkarmış, Türk-İş yönetimine talip olmuşlardı. Sendikal Güç Birliği’ adına yapılan bütün konuşmalar, neredeyse bütün delegelerin yüreklerine hitap ediyor, vicdanlarına sesleniyordu. Genel Başkanların emrine göre hareket edilen sendikaların delegelerinde bile, coşkuyla karşılanmıştı. Ağlayan delegeler görmüştüm.

Ama, bir sendika, paranın saltanatıyla yönetiliyor ise, delegelerin, Genel Başkan’ın emri dışında düşünmesi bile yasak ise, o delegelerinin vicdanlarıyla buluşsanız bile, harekete geçirmeniz mümkün değildir.

Nitekim öyle oldu. Sendikal Güç Birliği’nin delege sayısı yetmediği için, vicdanlarıyla bağ kurulan diğer delegeler, paranın egemenliğine, demokrasi dışı yönetime ve Hükümetin eteğindeki sendikacılığa teslim oldular.

Sendikal Güç Birliği’nin, işçi sınıfından aradığı desteği bulabilmesi için, hem işçi sınıfına saldırılara karşı kapsamlı mücadeleler başlatması, hem de sendikal hareketteki bu çürümeleri tüm işçi sınıfının tartışmasına açması gerek.