ITUC Genel Sekreteri Sharan Burrow:

 

Dünyanın ücret artışına ihtiyacı var

 

Dünyada 180 milyon işçi sendikalara üye. Bu, Uluslararası Sendikalar Konfederasyonu'nu (ITUC) dünyanın en büyük demokratik örgütü yapıyor. Ama bu rakam tüm işçilerin ancak yüzde yedisine karşılık geliyor. ITUC genel sekreteri Sharan Burrow bunu yeterli bulmuyor. Hedef 2018'e kadar 200 milyon üye olarak belirlenmiş.

 

  Söyleşi: Petra Bränmark (*) 

ITUC bu hedefi nasıl gerçekleştirecek?

Güvencesiz çalışmada ürkütücü bir artış var. Dünyada 2,9 milyar dolayındaki işçiden ancak yüzde 60'ının resmi/yasal sözleşmesi var. Bu yüzden işçileri örgütleme ihtiyacı giderek artıyor.

Kayıtdışı sektör büyük ölçüde kadınlardan ve gençlerden oluşan umutsuz bir sektördür. Ve kayıtdışı sektörde özellikle ev işlerinde çalışanlar, işportacılar ile evden çalışanların örgütlenmesinde harika bir sendikal çalışma gözleniyor.

İşçi işçidir. Geçimlerinin korunmasını ve iyileştirilmesini sağlamak için işçileri örgütlememiz gerekiyor. Bunu yapabilmek için kapasitemizi geliştirmeliyiz. Gelişmekte olan ülkelerin çoğunda sendikal örgütlenme kapasitesi sınırlı ya da hiç yok.

Bu yılın başlarında ITUC sendikaların örgütlenme kapasitesinin gelişmesini sağlamaya karar verdi ve bir örgütlenme akademisi kurmaya girişti. Sendika örgütçüleri stratejik hedef belirleme, kampanya stratejisi ve örgütlenme becerileri ile işyeri stratejileri konularında bilgilerini geliştirecekler. Eğer ITUC 100 örgütçü eğitebilirse, (kendi koşullarında çalışan) küresel bir ekip kurmaya başlayabiliriz. Böylece ITUC güç ve derinlik kazanacak, daha fazla kazanım sağlayacağız.

 

Küresel bir sendika nasıl bir güce sahip?

Bu yıl Mayıs'ta Berlin'de yapılan ITUC kongresi, örgüte işçilerin gücünün artırılması yetkisi verdi. Bunu eski ilkelerle ve yeni bir enerjiyle gerçekleştireceğiz. İşçilerin ortak sesi gücümüzdür. Verilen yetkiyi kullanmak için örgütlenmemiz gerekiyor.

ITUC'un 14 ülkedeki küresel kamuoyu yoklamasına göre, ankete yanıt verenlerin yüzde 78'i, mevcut ekonomik sistemin insanların büyük çoğunluğuna adil davranmak yerine varlıklı kesimleri gözettiğine inanıyor.

Bu itibarla insanların yaptıklarımıza yaklaşımı açısından sağlam bir zemin var ve bunu gerçekleştirmenin yolu işçilerin gücünden geçiyor. Başarılı olmamız için alanda yapılacak örgütlenmeyi ve eylemi düşünsel araştırmayla birleştirmemiz gerekiyor. Sesimizin duyulması gerekiyor.

 

Bu güç küresel tedarik zincirlerini nasıl değiştirebilir?

Bir tedarik zincirinin dünyada ne ölçüde yaygın olduğuna bakılmaksızın, söz konusu şirket attığı her adımdan sorumlu tutulmalıdır. Dünyanın sorumluluk yokluğunu ve sömürüyü bilmesi gerekiyor. Şirketlerden hesap sorulmasını sağlayacak (Rana Plaza'daki faciadan sonra oluşturulan Bangladeş Anlaşması gibi) hukuksal bir çerçeve geliştirilmesi gerekiyor. Bilindiği gibi, Bangladeş Anlaşması, hazır giyim fabrikalarını kapsıyor ve Bangladeş'te onlardan ürün alan şirketler tarafından imzalandı.

Küresel sendikalar olarak bizlerin elinde bunu birlikte yapabileceğimiz araçlar var. IndustriALL Küresel Sendika olarak siz elektronikte, hazır giyim ve tekstilde, madende işçileri temsil ediyorsunuz. Sırf üye sayısı bakımından bile sektörleriniz için önemlisiniz. Nakliyat ve lojistik sektörlerindeki Uluslararası Taşımacılık Federasyonu (ITF) ve perakende sektöründeki işçileri örgütleyen UNI Küresel Sendika ile birlikte, tedarik zincirlerinin nerdeyse tamamı kapsanmış oluyor.

Büyük şirketler muazzam kârlar kazanırken, üretimdeki işçiler kazandıkları ücretlerle geçinemiyorlar. Bu derinleşen eşitsizlik sadece makroekonomik bir sorun değil; bir insanlık trajedisi. Bu kabul edilemez.

ITUC'un bu yılki küresel kamuoyu yoklamasında, yüzde 79 gibi baskın bir çoğunluk, ülkelerindeki asgari ücretin insana yakışır bir hayat sürmeye yettiğine inanmadığını belirtti. On dört ülkede çalışan ailelerin yarıdan fazlası artan hayat pahalılığı ile baş edemiyor.

Dünyanın ücret artışına ihtiyacı var! Geçinebilecekleri ücret için greve çıkan işçiler Kamboçya'da vuruluyor, Endonezya'da hapse atılıyor, Bangladeş'te ise hayatları tehdit altında. İşçiler onur mücadelesi veriyorlar ve kendi devletlerinin saldırısına maruz kalıyorlar.

Küresel sendikalar olarak harekete geçmeliyiz. İşçilerin örgütlenmesi ve toplu sözleşme bu konuda hayati önem taşıyor.

 

Küresel gündemdeki değişimi ne kadar önceden görüyoruz?

Şimdiden bir değişim gözlüyoruz. Şimdi dağıtım mekanizmaları üzerinde duruluyor ve küresel sendikalar olarak bizler tedarik zincirlerini gündeme almayı başardık. Güvenceli çalışma söz konusu, kayıtdışı ve kayıtiçi çalışma da söz konusu. Kayıtdışı ekonominin tartışılıyor olması demek bu. Oysa üç yıl önce hükümetler kayıtdışı ekonominin varlığını kabul etmiyordu.

Ama zamanımız tükeniyor. Köleleştirilmiş ve yoksullaştırılmış işçilerin sayısı artıyor; haklara saldırıldıkça demokratik alanın kapandığını görüyoruz; ve gelecekte istihdamı güvenceye almak için iklim değişikliğiyle mücadele etmemiz gerekiyor.

Bunu değiştirecek tek şey, işçilere yeniden yatırım yapmaktır. ITUC işçilerin ortak sesinin bir parçası olarak var ve işçileri her yerde örgütlememiz gerekiyor.

 

Bu yıl Mayıs'ta dört yıl için yeniden genel sekreter seçildiniz. Örgütün başında bir kadının olmasının sembolik değeri nedir?

Evet, bir kadının yönetici olması önemli, ama asıl önemli olan işyeri düzeyinde daha çok kadının güçlü olmasını sağlamak. Kadınların sesinin daha çok çıkmasının ve --işgücünde, sendikalarda, toplu sözleşmelerde ve yöneticilikte-- dikkate alınmasının zamanı geldi.

Ben feminist bir savaşçıyım ve toplumsal cinsiyet dengesizliğinin olduğu ırkçı bir dünyada yaşamayı kabul edemem. Bunun gereğini yapmak sendikal hareketin görevidir, o nedenle ben bu açıdan avantajlı bir konumdayım. ■

 

(*) IndustriALL Küresel Sendika İletişim Bölümü Direktörü.

Kaynak: IndustriALL Küresel Sendika / Global Worker

 

(Kaynak: Petrol-İş Kadın Dergisi, Sayı 50, Ocak 2015)