• industriAll global
  • industriAll europe
  • Retun See
  • Petrol-İş Kadın Dergisi
Belgesel: Petrol-İş Tarihi

Uluslararası işçi federasyonları düzenledi:

Konferansta Türkiye'de düzensiz ve güvencesiz istihdam tartışıldı

Uluslararası Kimya Enerji Maden ve Genel İşçi Sendikaları Federasyonu ICEM, Uluslararası Metal İşçileri Federasyonu IMF ve Uluslararası Tekstil İşçileri Federasyonu ITGLWF'in ortaklaşa düzenledikleri “Türkiye'de ulusal düzensiz ve güvencesiz istihdam konferansı” 25-26 Nisan 2012 tarihlerinde Ankara'da yapıldı.

27.04.2012

Uluslararası Kimya Enerji Maden ve Genel İşçi Sendikaları Federasyonu ICEM, Uluslararası Metal İşçileri Federasyonu IMF ve Uluslararası Tekstil İşçileri Federasyonu ITGLWF'in ortaklaşa düzenledikleri “Türkiye'de ulusal düzensiz ve güvencesiz istihdam konferansı” 25-26 Nisan 2012 tarihlerinde Ankara'da yapıldı.

Toplantıya ICEM Genel Sekreteri Manfred Warda, IMF Genel Sekreteri Jyrki Raina ve ITGLWF Genel Sekreterleri Klaus Priegnitz ile birlikte üç küresel federasyonun temsilcileri ve Türkiye'den üç küresel federasyona üye sendikalardan yaklaşık 50 kişi katıldı.

Toplantıya sendikamız Petrol-İş'ten Genel Başkan Mustafa Öztaşkın, Genel Mali Sekreter İbrahim Doğangül, Genel Eğitim ve Örgütlenme Sekreteri Nimetullah Sözen, Ankara Şube Başkanı Şuayip Gül, Ankara Şube İdari Sekreteri Sabri Polat, Adıyaman Şube Başkanı Zeynal Eroğlu, Bandırma Şube Başkanı İsmail Kayan, Kocaeli Şube Başkanı Salih Akduman ve Uluslararası İlişkiler Uzmanı Rıza Köse katıldı.

Konferans ICEM Endüstriyel İlişkiler Sorumlusu Kemal Özkan'ın konuşması ve program sunumu ile başladı. Daha sonra kürsüye gelen Friedrich Ebert Vakfı (FES) Türkiye sorumlusu Michael Meiers konuşmasında son dönemde artan ölümlü iş kazalarının altını çizdi.

Daha sonra kürsüye gelen Türk-İş Başkanı Mustafa Kumlu küresel düzeyde ICEM, IMF ve ITGLWF federasyonlarının bir araya gelerek oluşturacakları IndustriALL'un önemini vurguladı. Mustafa Kumlu'dan sonra bir konuşma yapan Teksif Sendikası Başkanı Nazmi Irgat yıllardır uygulanan neoliberal politikaların sendikal örgütlenmenin önünde önemli bir engel olarak durduğunu belirterek dayanışmanın önemini vurguladı. Daha sonra konuşan Birleşik Metal-İş Sendikası Başkanı Adnan Serdaroğlu hükümetlerin uyguladığı neoliberal politikalar sonucu ortaya çıkan dibe vurmuşlukla mücadele edilmesi gerektiğini ve emekçilere yönelik saldırıların bertaraf edilmesi gerektiğinin altını çizdi. Adnan Serdaroğlu'ndan sonra Çelik-İş Sendikası adına konuşan Genel Başkan Feridun Tankut hükümetin yaptığı yeni düzenlemelerin işçilere yeni haklar verdiğini iddia etti. Feridun Tankut'tan sonra bir konuşma yapan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Müsteşar Vekili Namık Ata da kendisinin de geçmişte iş müfettişliği yaptığını belirterek yeni düzenlemelerin işçi haklarını geliştirdiğini iddia etti.

Daha çok açılış konuşmaları olarak yapılan bu konuşmalardan sonra kürsüye ICEM Genel Sekreteri Manfred Warda geldi. Warda özellikle Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Müsteşar Vekili Namık Tan'a yönelik yaptığı konuşmasında madenlerde iş güvenliğinin sağlanmadığını, iş kazalarının artarak devam ettiğini ve çokuluslu (ÇUŞ) şirketlerin Batı Avrupa'da sendikalarla iyi ilişkiler kurduğunu ancak Türkiye gibi ülkelerde işçi haklarını ihlal ettiğini belirtti. ÇUŞ'ların bu iki yüzlü politikalarına yönelik Türkiye hükümetinin hiçbir düzenleme yapmadığının ve pasif kaldığının altını çizerek yine hükümetin çıkarmaya hazırlandığı Toplu İş İlişkileri Kanunu'nun İLO standartlarına uymadığını belirtti. Manfred Warda'dan sonra bir konuşma yapan IMF Genel Sekreteri Jriki Raina Türkiye hükümetinin çıkarmayı planladığı Toplu İş İlişkiler Kanunu'nun grev ve barajlar konusunda eksik kaldığını belirterek sendikaların gücünün işçilerden geldiğini belirtti. ITGLWF Genel Sekreteri Klaul Preignitz ise tekstil sektöründeki hak ihlallerinin her geçen gün arttığının altını çizdi.

Konferansın öğleden sonraki bölümünde ICEM Sektörel Faaliyetler ve Endüstri İlişkileri Sorumlusu Kemal Özkan ICEM üyesi sendikalarının örgütlü olduğu özellikle enerji ve kimya sektörlerinde düzensiz ve güvencesiz istihdamın uluslararası alanda geldiği düzeyi ve ICEM'in buna karşı verdiği mücadeleyi anlattı. Daha sonra IMF Elektronik ve Havacılık Sektörleri Direktörü Jenny Holdcroft kendi sektöründe düzenli ve güvenceli istihdam edilenlerle düzensiz ve güvencesiz istihdam edilenlerin birbirine eşitlenmeye çalışıldığını ve buna karşı sendikaların mücadele ettiğini belirtti. Bir sonraki konuşmacı ITGLWF Proje Sorumlusu Ashling Seely dünyanın bazı bölgelerinde düzensiz ve güvencesiz istihdamın özellikle kadınları vurduğunu belirterek buna karşı da mücadele edilmesi gerektiğinin altını çizdi.

Yine öğleden sonra yapılan “Avrupa ülkelerinde düzensiz ve güvencesiz istihdama yönelik sendikal politika ve deneyimler” başlıklı bir diğer oturumda Almanya IG Metall temsilcisi Horst Mund düzensiz ve güvencesiz istihdamın Almanya'daki seyrini, yine Hollanda FNV Bondgenoten temsilcisi Sascha Meier ülkesindeki temizlik işçilerinin mücadelesini bir video gösterimi eşliğinde anlattı. Sascha özellikle göçmen işçilerin düzensiz ve güvencesiz çalıştırılmasının getirdiği sorunlar üzerine konuştu. Bu oturumda konuşan İsveç Unionen Sendikası temsilcisi Berivan Öngörür ve yine İsveç IF Metall Sendikası temsilcisi Mats Svensson ise İsveç modeli çerçevesinde ülkedeki düzensiz istihdamın seyrini anlattı.

“Türkiye'de düzensiz ve güvencesiz istihdam: ekonomik, sosyal ve yasal durum” başlıklı panelde konuşan Maden-İş Sendikası uzamanı Fikret Sazak düzensiz ve güvencesiz istihdamın Türkiye çalışma hayatı gündemine 1990'ların sonu ve 2000'li yıllarda girdiğini belirterek bu yıllardan sonra çalışma hayatının yapılan düzenlemelerle esnekleştirilmeye çalışıldığını belirterek sendikaların bu saldırılara karşı mücadele etmesi gerektiğini vurguladı. Lastik-İş sendikası Uzmanı Üzeyir Ataman ise düzensiz ve güvencesiz istihdamın sendikaların altını oyduğunu ve sendikaların taşerona karşı sıkı bir duruş sergilemesi gerektiğinin altını çizdi. Petrol-İş sendikası uzmanı Rıza Köse ise sunumunda düzensiz ve güvencesiz istihdamın işçilerin ücretleri ve sosyal hakları üzerinde bir baskı oluşturduğunu ve sendikaların bu alandaki işçilerin sorunlarına yönelik politikalar oluşturması gerektiğini belirtti. Çelik-İş Sendikası Genel Sekreteri Şenel Oğuz ise güvencesiz istihdama karşı mücadele edilmesi gerektiğini belirterek Kardemir'de Çelik-İş Sendikası'nın önemli bir mücadele vererek özelleştirilecek fabrika için uygun bir özelleştirme modeli önerdiğini ve bu yöntemle işçilerin sorunlarını çözdüğünü öne sürdü.

Oturumdan sonra söz alan Petrol-İş Genel Başkanı Mustafa Öztaşkın Türkiye'de emekle ilgili, çalışma yaşamı ile ilgili son dönem yapılan ve yapılması planlanan düzenlemelerin uluslararası sendikal harekete eksik ve yanlış aktarıldığının altını çizdi. Öztaşkın, üç uluslararası federasyonun temsilcilerine seslenerek, uluslararası alana sanki Türkiye'de son dönemdeki düzenlemelerin çok büyük bir ilerlemeymiş gibi aktarıldığını, çıkarılmaya çalışılan Toplu İş İlişkileri Kanunu'nun sanki işçilere büyük haklar getirecekmiş gibi yansıtıldığını; oysa yasanın ruhunun özgürlükçü olmadığını, sadece birkaç maddesinin bir dereceye kadar olumluluk içerdiğini, diğer kalan bölümünün varolan yasakçı zihniyeti koruduğunu belirtti. Yasayla noter şartının kaldırılması, işyeri temsilcilerinin güvencesi ve işletme düzeyinde barajın sadece %40'a düşürülmesi planlandığını belirten Öztaşkın, bunların küçük olumluluklar olduğunu söyledi. Ancak diğer taraftan yine barajların kaldığını, grev yasaklarının sürdüğünü, uzun ve karmaşık toplu sözleşme süreçlerinin devam ettiğini ve bu çerçevede ele alındığında yasanın baskıcı ve yasakçı ruhunu koruduğunu, bunun da uluslararası sendikal hareket açısından iyi bilinmesi gerektiğini belirtti.

Öztaşkın'dan sonra bir konuşma yapan Petrol-İş Genel Örgütlenme ve Eğitim Sekreteri Nimetullah Sözen hükümetin yasakçı zihniyetinin devam ettiğini, işçilerin hakları için yıllarca mücadele ettiğini, ancak sermayenin işçilere karşı saldırılarının her geçen gün daha da arttığını belirtti.

Konferansın ikinci gününde yapılan “Türkiye'de düzensiz ve güvencesiz istihdam: hükümetin yeni istihdam stratejisi ve çalışma yaşamına muhtemel yansımaları” başlıklı ilk oturumunda konuşan Deri-İş Sendikası Genel Başkanı Musa Servi, düzensiz ve güvencesiz istihdamın hükümetin yeni istihdam stratejisiyle her alanda dayatılmaya çalışıldığını ve bu sistemin yoksulluk yarattığını belirterek bu uygulamalara karşı mücadele edilmesi gerektiğini vurguladı. Daha sonra konuşan Birleşik Metal-İş Sendikası uzmanı Mehmet Beşeli bu hükümetin hedefinin yeni istihdam stratejisiyle sermayenin işçilere daha düşük ücretlerle çalışmayı dayatması olduğunu belirterek kapitalizme ve onun düzensiz istihdamına karşı mücadelenin sendikaların önceliği olması gerektiğini vurguladı. Çimse-İş Sendikası'ndan Murat Öztürk ise yeni istihdam stratejisinin getireceği olumsuz düzenlemelere karşı mücadele edilmesi gerektiğini, özellikle kıdem tazminatına yapılacak herhangi bir saldırının Türk-İş tarafından genel grev nedeni olarak ilan edildiğini söyledi. Öz-İplik-İş Sendikası'ndan Fulya Pınar Özcan ise hükümetin ulusal istihdam strateji belgesindeki işçi haklarına yönelik saldırılarına karşı mücadele edilmesi gerektiğini vurguladı.

Oturumdan sonra söz alan Petrol-İş Sendikası Genel Mali Sekreteri İbrahim Doğangül bütün siyasi partilerin programlarında emekçilere, işçi haklarına ne kadar yer verdiğinin konuşulabileceği bir toplantının yapılmasını önerdi. Doğangül böyle bir toplantının işçi sınıfının haklarını kimlerin ne dereceye kadar savunduğunu da ortaya çıkaracağını vurguladı.

Yine bu oturumdan sonra söz alan Petrol-İş Bandırma Şube Başkanı İsmail Kayan sınıf mücadelesinin geçmiş yıllarla kıyaslandığında dibe vurduğuna tanık olduğumuzu, özellikle bu çerçevede özelleştirmelere karşı duramadığımızı belirtti. Ancak hiç değilse bugün kıdem tazminatının gasbına karşı mücadele edilmesi gerektiğini belirten Kayan bugün bor madeninin özelleştirilmesinin hedeflendiğini ve buna karşı kapsamlı bir şekilde mücadele edilmesi gerektiğini ifade etti.

Konferansın “Düzensiz ve güvencesiz istihdama karşı mücadele ve sendikal örgütlenme” başlıklı son oturumunda konuşan Uluslararası Çalışma Örgütü ILO-ACTRAW temsilcisi Luc Demaret İLO' nun güvencesiz istihdama karşı mücadelesi çerçevesinde bir konuşma yaptı. Daha sonra Tes-İş sendikası'ndan Resul Limon istihdam, işsizlik ve kriz bağlamında kapitalizmin ciddi bir eleştirisinin yapılması gerektiğini belirtti. Taşeron işçilerin örgütlenmesi ve örgütlülüğünün korunması çerçevesinde bir sunum yapan Limon, sunumunda özellikle taşeron işçiliğinin yasal boyutu üzerinde durdu. Teksif sendikası Örgütlenme Dairesi Müdürü Asalettin Arslanoğlu özellikle tekstil sektöründe örgütlenme çalışmaları sırasında karşılaşılan sorunları anlattı. Çok çetin çalışma koşullarının hakim olduğu sektörde patronun örgütlenen fabrikayı kapatması ve taşımasının yanı sıra uzun çalışma saatlerinin işçiyi yaşamdan soyutladığının altını çizdi. Arslanoğlu bu şartların ortadan kaldırılması için tek çözümün örgütlenmek olduğunu belirtti. Oturumun son konuşmacısı Kristal-İş sendikası uzmanı Can Şafak taşeron meselesinin sınıfsal ve ideolojik bir mesele olduğunu, 2003'te esnek çalışma modeli çerçevesinde belirgin bir şekilde ortaya çıktığını, bu sürecin ortaya çıkmasında TİSK'in ısrarlarının dikkate alındığını ve bunun iktidarın tercihi olduğunu belirtti. Şafak sendikaların sadece taşeron sürecinin ortaya çıktığı 2003 yılında değil daha sonra yasanın uygulanması sürecinde de sessiz kaldığını belirtti. İşverenlerin toplu pazarlık yoluyla esnekliği nasıl dayattığını sendikaların işverenlerle yaptığı çeşitli grup sözleşmelerinden örneklerle anlattı. Ulusal İstihdam Stratejisine de değinen Şafak, bu stratejinin işverenlerin talebi doğrultusunda hükümet tarafından yapıldığını ve temel hedefinin çalışma hayatını esnekleştirmek olduğunu belirterek sunumunu sonlandırdı.

Toplantının sonunda bir konuşma yapan ITGLWF Genel Sekreterleri Klaus Priegnitz düzensiz ve güvencesiz istihdamın iş güvencesini yok eden bir kanser olduğunu ve bunun ortadan kaldırılması için mücadele edilmesi gerektiğini belirterek yapılan sunumlardan çok faydalandığını belirtti.

Hemen ardından konuşan ICEM Genel Sekreteri Manfred Warda da sunumlardan çok faydalandığını, hükümetlerin yeni esnek istihdam politikalarının büyük rahatsızlık yarattığını belirterek buna karşı olan kampanyanın daha güçlü bir şekilde, bütün toplumu kapsayacak biçimde devam etmesi gerektiğini belirtti. Hükümetin çıkarmayı planladığı Toplu İş İlişkileri Kanunu'nun derine inildiğinde askeri darbenin hazırladığı yasanın izlerini taşıdığını, İLO ve AB standartlarına uymadığını belirtti. IMF Genel Sekreteri Jyrki Raina ise toplantı boyunca konuşulanları dikkatle dinlediğini ve sürdürülebilir bir istihdam stratejisinin oluşturulabileceğini vurguladı. Raina, Toplu İş İlişkileri Kanunu konusunda sendikaların taleplerini dikkatle dinlediğini, desteklediğini ve insan onuruna yakışır çalışma için mücadele edilmesi gerektiğini belirterek konuşmasını sonlandırdı.

 

Kaynak: Dış İlişkiler Servisi