Petrol-İş Sendikası 30. Dönem 9. Olağan Genişletilmiş Başkanlar Kurulu Sonuç Bildirisi Yayımlandı
Petrol-İş Sendikası 30. Dönem 9. Olağan Genişletilmiş Başkanlar Kurulu, 19-20 Ekim 2026 tarihlerinde Nevşehir’de toplanarak, ülkemizde emeğe ilişkin güncel gelişmeleri ve örgütsel çalışmalarını değerlendirmiştir. Genişletilmiş Başkanlar Kurulumuz, yapılan değerlendirmeleri ve bu doğrultuda almış olduğumuz kararları aşağıdaki şekilde kamuoyuna iletmeyi uygun bulmuştur:
ABD ve İsrail’in şubat ayında İran’a yönelik saldırılarıyla başlayan savaşın küresel ekonomide yarattığı sarsıntılar büyümekte, enerji fiyatlarındaki yükseliş, rekor seviyelere ulaşan borç yükü ve hayat pahalılığı dünya ekonomisini yeni kriz riskleriyle karşı karşıya bırakmaktadır. Ülkemiz ekonomisinde pandemiyle birlikte yaşanan ekonomik sarsıntılar Rusya-Ukrayna ve ardından İran Savaşıyla birlikte daha derinleşmektedir.
İşçi sınıfı bu ekonomik dalgalanmalardan en fazla etkilenen kesimdir. Aldığı ücret enflasyon karşısında hızla erimekte, giderek daha fazla yoksullaşmaktadır. Konfederasyonumuz Türk-İş’in yaptığı Açlık-Yoksulluk Araştırması Eylül ayı sonuçlarına göre, açlık sınırı yaklaşık 38 bin liraya, yoksulluk sınırı 123 bin liraya yükselmiştir.
Enflasyon toplumsal sınıf ve gelir gruplarını eşit etkilememektedir. En düşük gelirli yüzde 20’lik kesim toplam gelirin yalnızca yüzde 6,4’ünü alırken, bu kesimin harcamalarının yaklaşık yüzde 30’u gıdaya gitmektedir. En yüksek gelirli yüzde 20’lik kesimde ise toplam gelirin yüzde 48’i toplanmakta, bu kesimin gelirinin sadece yüzde 12,4’ü gıdaya gitmektedir. Bu tablo gelir dağılımı eşitsizliğini net bir şekilde ortaya koymaktadır. Artan enflasyon ve hayat pahalılığı karşısında eriyen ücretlerin telafi edilmesi hayati bir zorunluluktur. İnsanca yaşayacak bir ücret düzenlemesi için mücadele ediyoruz ve bu mücadelemiz kararlılıkla sürecektir.
İşçi sınıfının sırtındaki ağır vergi yükü kabul edilemez boyutlara ulaşmıştır. Gelir dağılımındaki adaletsizlik giderek artmakta, dar gelirli kesimlerin ve emeklilerin satın alma gücü ise gerilemektedir. Vergi sistemindeki adaletsizlik ücretlilerin üzerindeki yükü daha da ağırlaştırmaktadır. Emekçinin ücreti daha yılın ilk aylarında üst vergi dilimine girerken, diğer yanda sermayeye tarihi muafiyetler tanınmakta, bir takım ayrıcalıklı azınlığa sermaye piyasaları aracılığıyla cumhuriyet tarihinin en büyük vurgun zemini sağlanmaktadır. Tarihe utanç vesikası olarak geçecek bu fon vurguncuları hiçbir özel muameleye tâbi tutulmadan hukuk karşısında yargılanmalı ve kazandıkları haksız paralara el konulmalıdır.
2026 yılının ilk dört ayında işçilerin enflasyon ve vergi kaynaklı toplam kaybı 607 milyar TL’yi aştı. “Az kazanandan az, çok kazanandan çok” vergi alınması ilkesi çerçevesinde, gelir vergisi dilimlerinin acilen ücretli çalışanlar lehine güncellenmesi gerekmektedir. Vergi dilimleri adaletli bir şekilde belirlenmeli, ilk vergi dilimi %10’dan başlatılmalı, zorunlu temel harcamaların tüketiminden alınan KDV oranı, %1’e düşürülmelidir.
Petrol-İş Sendikası olarak yaşanan ekonomik sorunların faturasının işçilere çıkarılmak istenmesine itiraz ediyoruz. Olası krizlerden, sermayenin programıyla değil, üretim ve istihdam desteklenerek, işçi sınıfının kazanımları korunarak çıkılabilecektir. Bütçedeki açıklar ücretli çalışanların ekmeğinden kesilerek değil, sermayeye akıtılan kaynaklar kesilerek, para piyasaları sıkı denetlenerek, hatta paradan para kazanmayı teşvik eden sistem ortadan kaldırılarak kapatılmalıdır.
Hükümetin 2027-2029 dönemi için hazırladığı Orta Vadeli Ekonomi Programında (OVP) tepkiler üzerine Tamamlayıcı Emeklilik Sistemi (TES) daha önceki programda olmasına rağmen programdan çıkarılmıştır. Ancak asıl amaç, Kıdem Tazminatımız ve güvencesiz çalışma hayatı olan esnek çalışma maddesi ise programda halen yer almaktadır. İşçinin en büyük güvencesi olan kıdem tazminatına yönelik her türlü geriye gidiş hamlesine karşı set olacağız. Kıdem Tazminatı hakkımız her dönem, hiç tartışmasız kırmızı çizgimiz olacaktır. Esnek ve güvencesiz çalışma modellerine karşı tam ve güvenceli istihdamı savunmaya devam edeceğiz.
Anayasal bir hak olan sendikal örgütlenmenin önündeki engellerin, işten çıkarma baskılarının ve bürokratik barajların kaldırılması için hukuki ve fiili mücadelemizi sürdüreceğiz. Sendikal örgütlenme özellikle kriz dönemlerinde işçinin can simidi, evine götüreceği ekmeğin garantisidir. Ama aynı zamanda bir iş yerinin ayakta kalmasının da sigortası, sendikal örgütlenmedir. Ülkemizin de içinde bulunduğu bu denli zor ekonomik koşullarda, sendikal örgütlenmenin önündeki her türlü fiili ve yasal engellerin kaldırılması hayati önemdedir.
Çalışma hayatımız hızlı ve kapsamlı bir dönüşümden geçmektedir. Yapay zeka artık teknolojik üretimin merkezine yerleşmektedir. Gelecekte de çalışma şekilleri ve üretim biçimleri bu doğrultuda şekillenecektir. Sendikalar olarak bu gelişimi ve değişimi görüyoruz ve bu değişimin merkezine insanın alınmasının yaşanacak yeni krizlerin önüne geçeceğine inanıyoruz. İnsan için, insanla ve yeşilin korunduğu üretimi biçimlerini savunuyoruz.
Son birkaç gün içerisinde; Manisa’nın Soma ilçesindeki maden ocağında meydana gelen göçükte 5 işçi kardeşimiz yaşamını yitirdi. İzmir’in Torbalı ilçesindeki metal fabrikasında yaşanan patlamada 7 işçi kardeşimiz yaralandı. Zonguldak’ın Kilimli ilçesinde kaçak işletilen maden ocağındaki göçükte 1 işçi hayatını kaybetti. Ölen ve yaralanan işçi kardeşlerimiz; daha önceki iş kazalarında olduğu gibi ihmal, kâr hırsı ve denetimsizliğin kurbanı olmuştur. Bu yaşananlar iş kazası değil, tam anlamıyla bir iş cinayetidir. “Önce İnsan, Önce İş Güvenliği” anlayışıyla, iş kazalarının önüne geçilmesi için denetimlerin artırılması ve sıfır iş cinayeti hedefiyle işyerlerinde tavizsiz bir duruş sergilenmesi gerekmektedir. Yine göz göre göre gelen doğal afetlerde yaşanan can ve mal kayıplarını üzülerek izliyoruz. Doğanın kanunlarını göz ardı ederek, bilime kulaklarımızı tıkayarak merkez ve yerel yönetimlerin kâr hırsıyla insan canı kurban edilmiştir. Son günlerde iş cinayetlerinde ve yaşanan sel felaketinde hayatını kaybeden vatandaşlarımıza da Allah’tan rahmet, tüm ülkemize başsağlığı diliyoruz. Umuyoruz ki bu cinayetler son olur, umuyoruz ki, doğa olayları bundan sonra bir afete dönüşmez.
Örgütlü gücümüzden aldığımız inançla, emeğin sömürülmediği adil bir düzen için tüm şubelerimiz ve üyelerimizle birlikte alanlarda ve masada kararlılıkla mücadeleye devam edeceğiz. Aynı zamanda ülkemizin ekonomik bağımsızlığını savunmaya, özelleştirmelere karşı durmayı da sürdüreceğiz. Köprüler ve otoyollar ile özelleştirme kapsamındaki tüm kamu kurumları bu kapsamdan çıkartılmalıdır.
Ülkemizde son yıllarda canımızı yakan ve gelecekle ilgili kaygılarımızı artıran olaylar yaşanmıştır. Okullar bilginin, ülkenin geleceğinin kaynağıdır. Hepimiz çocuklarımızı içimiz rahat ve umutla okullara yollamak istiyoruz. Eğitimin neferi, geleceğin mimarları öğretmenlerimize, çocuklarımıza ve eğitim sistemine yönelik saldırıları kınıyor ve bir an önce yeterli ve herkesi rahatlatacak önlemlerin alınmasını istiyoruz. Cumhuriyetimizin fikri hür, irfanı hür genç nesillere ihtiyacı var.
Petrol-İş Sendikası olarak; Orta Doğu’da ve dünyanın diğer bölgelerindeki paylaşım savaşlarına artık son verilmesini, ülkelerin bağımsızlıklarına ve sınırlarına saygı gösterilmesini bir kez daha talep ediyoruz. Ülkemizde, Orta Doğu’da ve tüm dünyada barışın sağlanması talebimizi yine yüksek sesle haykırıyoruz! Yaşamak en temel insan hakkıdır!
Petrol-İş Sendikası olarak, onurlu geçmişimizden ve geleneğimizden aldığımız güçle geleceğe yürüyoruz. Bir kere daha barışın tüm dünyada hakim olması dileğimizle; Türkiye işçi sınıfını selamlıyoruz.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.
PETROL-İŞ SENDİKASI
GENİŞLETİLMİŞ BAŞKANLAR KURULU ADINA
GENEL BAŞKAN
SÜLEYMAN AKYÜZ





