• industriAll global
  • industriAll europe
  • Retun See
  • Petrol-İş Kadın Dergisi
Belgesel: Petrol-İş Tarihi

Denenmeyen tek yol kaldı: Barış

“Denenmeyen tek bir yol kaldı, o da barış” diyen emek örgütleri, siyasi parti ve kitle örgütü temsilcileriyle aydın ve sanatçılar İstanbul'da düzenledikleri basın toplantısında, çatışmaların arttığı ve düşmanlığın büyüdüğü bir dönemde bir an önce barış için harekete geçilmesi gerektiğini belirterek ortak çağrı metnini imzaladılar.

20.07.2010

“Denenmeyen tek bir yol kaldı, o da barış” diyen emek örgütleri, siyasi parti ve kitle örgütü temsilcileriyle aydın ve sanatçılar İstanbul'da düzenledikleri basın toplantısında, çatışmaların arttığı ve düşmanlığın büyüdüğü bir dönemde bir an önce barış için harekete geçilmesi gerektiğini belirterek ortak çağrı metnini imzaladılar. Taksim Hill Otel’de 20 Temmuz'da yapılan toplantıya, aralarında sendikamız Genel Başkanı Mustafa Öztaşkın, TMMOB Başkanı Mehmet Soğancı, şair Sennur Sezer, Prof. Mehmet Bekaroğlu, TTB Eski Başkanı Gençay Gürsoy, Aydın Çubukçu, Türkiye İnsan Hakları Vakfı Başkanı Şebnem Korur Fincancı, yönetmen Özcan Alper, oyuncu Tülin Özen ve Burhan Sönmez'in de bulunduğu çok sayıda aydın, siyasi parti ve emek örgütü temsilcileri katıldı.

Ortak metin imzaya açıldı

Toplantıda ilk sözü alan Türkiye İnsan Hakları Vakfı Başkanı Şebnem Korur Fincancı imzaya açılan ortak metni okudu. Çeyrek yüzyıldır derin acılara, yokluk ve yoksulluğa neden olan kahredici savaş atmosferinden zarar gören, kaygılanan, korkan, yas tutan herkesin çoktan hak ettikleri “barış içinde bir hayatı ve barışın egemen olduğu bir ülkeyi” istediğini söyleyen Fincancı şöyle devam etti:

“Biz, her sorunun kendi çözüm olanaklarıyla birlikte ortaya çıktığını biliyoruz. Bu en zor koşullarda, en umutsuz haller içinde bile, özlemlerimize hayat verecek kaynakların henüz elimizin ulaşabileceği bir yerde durduğuna inanıyoruz” dedi. Savaşın değil barışın konuşulması gerektiğine vurgu yapan Fincancı, “Şiddeti kışkırtan neden ve gerekçeleri ortadan kaldırmak için, barışın yalnızca zorunlu değil, aynı zamanda mümkün olduğunu da göstermeli; yok olmaya yüz tutan umutlar canlandırılmalıdır. Demokratik yollardan seçimle işbaşına gelmiş temsilciler üzerindeki baskılara derhal son verilmeli, tutuklanmış olanlar serbest bırakılmalıdır. Demokratik özgürlüklerin önündeki yasal engeller kaldırılmalı, siyasi etkinliğin olağan yollardan yapılabileceği bir ortam yaratılmalıdır” diye konuştu.

 Barışçı ve demokratik çözüm

 “Terörle Mücadele Kanunu'nun kurbanı haline gelmiş çocuklar özgürlüklerine kavuşturulmalı, benzeri utanç verici uygulamaların tekrarlanmasını önleyecek adli ve hukuki düzenlemeler yapılmalıdır” denilen bildiride, bir bütün olarak barışçı ve demokratik çözüm için, genel af dahil yasal zeminin hazırlanması gerektiği belirtildi ve şöyle denildi:

“Bütün bunlar, kolaylıkla ve hızla ulaşabileceğimiz bir yerde duruyor. Parlamentonun, Hükümetin ve devletin bütün kurumlarının böyle bir yolun mümkün ve zorunlu olduğuna inanabilmesi için, daha fazla maddi ve manevi kayba uğramayı kabul etmiyoruz. Kardeşliği yeniden kurmak, eşit ve özgür vatandaşlar olarak yaraları birlikte sarmak için boşa geçirecek zamanımız kalmamıştır. Barışı kendimiz için, hepimiz için istiyoruz ve en iyisini istiyoruz. Silahlar sussun, insanlar konuşsun. Yok ederek değil yaşatarak, ayrılarak değil birleşerek özgürleşelim. Ateş ve kan dursun, hayat ve barış kazansın. Eşit ve özgür yurttaşlar olarak bir arada yaşamak istiyoruz.”

Tehlike her zamankinden daha büyük

Toplantıda konuşan sendikamız Genel Başkanı Mustafa Öztaşkın, bu sefer tehlikenin her zamankinden daha büyük olduğunu vurgulayarak şunları söyledi:

“Açılım söylemlerinin yarattığı umut hayal kırıklığına dönüşünce yeniden şiddet, ayrışma ve çatışmanın eşiğine gelindi. Bu süreçte hepimiz sağduyulu olmalıyız. Çatışmayı değil, barışı savunmalıyız. Siyasetçilerin siyasi rant elde etmek için kullandıkları ayrıştırıcı dile kulaklarımızı tıkamalı ve cesaretle barışı savunmalıyız. Emeğin birleştirici gücü Kürt sorununun çözümünde anahtardır. Onun için sendikalar barış için daha aktif rol almalıdır. Buradan sendikalara bir kez daha çağrı yapıyoruz; barış için sendikaların girişimini oluşturmalıyız.”

Türk Tabipleri Birliği eski Genel Başkanı Gençay Gürsoy, barışı sağlamakla yükümlü olan iktidar ve muhalefetin “ölü gözlerle ölümleri” seyrettiği eleştirisi yaparak, barış güçlerinin ancak birleşerek siyasi güçleri adım atmaya zorlayabileceğini söyledi.

Prof. Dr Mehmet Bekaroğlu ise  “Ben bir insanım ve gerçekten korkuyorum. Çocuklarım için endişeliyim. Barış çok zor değil. En zorunu yapıyor herkes, biz  en kolayını yapamıyoruz. İstediğimiz, insan olarak haklarımız konusunda eşit olmak” diye konuştu.  Şair Sennur Sezer, barış için kurulan çeşitli girişimlerinin tabanının hep aynı kişilerden oluştuğuna dikkat çekerek “Neden barış için işçiler diye bir girişim yok?” diye sordu.

Toplantıda TMMOB Genel Başkanı Mehmet Soğancı da “İnsandan, emekten yana herkesin sesini daha gür çıkarması gerekiyor. Bundan başka yol yok” dedi.  Burhan Sönmez ise Kürtçe ve Türkçe “Akan gözyaşlarımızın rengi aynıdır” diyerek,  “Ortak acıya sahip olan insanlar bunu umuda dönüştürebilir” diye konuştu. Ülkede barış dışında her şeyin denendiğini kaydeden Türkiye Barış Meclisi Sekreteryası’ndan Aydın Çubukçu ise  “Bir de barışı deneyelim, bir de bunun için ter ve çaba harcayalım” dedi.

 İMZA LİSTESİ

Ortak açıklamayı imzalayan isimlerden bazıları ise şöyle: Adalet Ağaoğlu, Adnan Serdaroğlu, Atilay Ayçin, Aydın Çubukçu, Burhan Sönmez, Derya Alabora, Eriş Bilaloğlu, Gençay Gürsoy, Haluk Bilginer, Hayri Kozanoğlu, Jülide Kural, Kadir İnanır, Mehmet Bekaroğlu, Mehmet Soğancı, Mustafa Öztaşkın, Mustafa Türkel, Nuray Mert, Nuray Sancar, Özcan Alper, Ragıp Zarakolu, Sami Evren, Sennur Sezer, Sevinç Eratalay, Sırrı Süreyya Önder, Şebnem Korur Fincancı, Tamer Timur, Tuncel Kurtiz, Üstün Akmen, Yücel Sayman, Şevval Sam.