• industriAll global
  • industriAll europe
  • Retun See
  • Petrol-İş Kadın Dergisi
Belgesel: Petrol-İş Tarihi

EYT’LERİN SORUNLARI DERHAL ÇÖZÜLSÜN

EMEKLİLİK SİSTEMİ YENİ BİR YAKLAŞIMLA TEKRAR DÜZENLENSİN

Merkez Yönetim Kurulumuz, emeklilikte yaşa takılanların sorunlarının çözümü ve emeklilik sisteminin bir bütün olarak yeniden düzenlenmesine ilişkin görüş ve değerlendirmelerini içeren bir açıklama yayınlamıştır.

26.10.2018

Yıllarca sigorta primini ödediği halde, yapılan Kanun değişiklikleri neticesinde emeklilik hakları adeta gasp edilen vatandaşlarımızın hak etmiş oldukları haklarının kendilerine verilmesi, birinci talebimizdir. Bununla birlikte, adil bir sosyal güvenlik sistemi için; yapılan işin niteliği ve çalışanın mesleği dikkate alınarak, farklı emeklilik yaşlarının belirleniyor olması, uzun vadede daha adaletli bir yaklaşım olacaktır.

Emeklilikte yaşa takılanların mağduriyeti giderilmeli

Emeklilikte yaşa takılan vatandaşlarımızın mağduriyeti bir süredir tekrar ülke gündemine geldi. Bilindiği üzere, emekli maaşına hak kazanma koşulu, daha önce sadece pirim ödeme gün sayısı ve sigortalılık süresine bağlı iken, 1999 yılında çıkan Kanun’la emekliliğe hak kazanma şartı pirim ödeme gün sayısıyla birlikte yaş koşulunun sağlanmasına bağlanmıştır. Üstelik bu koşul, sadece ilgili Yasa çıktıktan sonra sigortalı olanları değil, geriye dönük olarak Yasa çıkmadan önce sigortalı olanları da kademeli bir şekilde etkilemiştir. Yasa halihazırda sigortalı çalışanları da kapsayarak geriye doğru işletilmiş ve ciddi bir mağduriyete yol açmıştır. Yasanın çıktığı 8 Eylül 1999 tarihinden sonra ilk kez sigortalı olan kadın çalışanlar 58, erkek çalışanlar ise 60 yaşında emekliliğe hak kazanabilmektedirler. 1 Mayıs 2008 tarihinden sonra ilk kez sigortalı olanların emekliliğe hak kazanma yaşı ise yine kademeli şekilde artırılmaktadır ve 2046 yılı itibariyle vatandaşlarımız ancak 65 yaşında emekli olabileceklerdir. Bununla birlikte emekli olabilmek için bir diğer şart olan pirim ödeme gün şartını yerine getiren çalışanların, yaş şartını yerine getirebilmek için bekledikleri süre içerisinde çalıştıkları her yıl için, hak edecekleri emeklilik maaşından yaklaşık 40 TL’ye kadar bir düşüş olmakta ve bu sebeple bir nevi cezalandırılmaktadırlar. Tüm bu haksızlıkların giderilmesi için bir an evvel çalışma yapılmalı ve emeklilikte yaşa takılanların ilgili yasanın geriye doğru işlemesinden kaynaklı mağduriyetleri derhal giderilmelidir.

Emeklilik bir haktır ve emeklilikte yaşa takılanların sorunlarının, sadece bütçeye getireceği yük çerçevesinden yani “maliyet odaklı” tartışılması yanlıştır. Güçlü bir sosyal güvenlik sisteminin ve sosyal devlet olmanın gereği, yıllarca alın teri dökerek çalışan vatandaşların ülke gerçeklerine ve çalışma şartlarına uygun olarak emeklilik haklarını kullanmaları ve emeklilik süresince yeterli düzeyde emeklilik maaşı almalarının koşullarının sağlanmasıdır. Kaldı ki; kayıt dışılığın azaltılması ve ülkemizde genel ücret seviyesinin insanca yaşanabilecek düzeye çekilmesi ile sigorta prim gelirleri yükselecek, çalışanların refahında ve emeklilerin haklarında bir kayıp yaşanmadan sosyal güvenlik sistemine yeni kaynaklar yaratılmış olacaktır.

Emeklilikte yeni bir yaklaşım geliştirilmelidir

Emeklilikte yaşa takılanların mağduriyetlerinin giderilmesinin yanı sıra ülkemizde emeklilik sisteminin yeniden ele alınması gerekmektedir. Açıklamamızın başında da ifade ettiğimiz gibi, ülkemizde emekli olma yaşı önümüzdeki yıllarda 65 olarak sabitlenecektir. Bu yaş sınırı belirlenirken hep Avrupa ülkelerindeki emekli olma yaşı gündeme getirilmiş, oralarda insanların ileri yaşlara kadar çalıştıkları, 65 yaşında emekli olmaya hak kazandıkları, ancak bu şekilde sürdürülebilir bir sosyal güvenlik sisteminin sağlanabileceği söylenmiştir. Ancak bu karşılaştırmalar yapılırken, ülkemizdeki ve Avrupa’daki çalışma koşulları dikkate alınmamıştır.

Ülkemizdeki çalışma koşulları Avrupa’dan daha ağırdır

Uluslararası Çalışma Örgütü İLO istatistiklerine göre, istihdam edilen kişi başına düşen haftalık ortalama çalışma süresi Hollanda’da 32, Almanya’da 35, Fransa’da 36, ABD’de 37, Rusya’da 39 saat iken, Türkiye’de 46 saattir. Avrupa ülkelerinin birçoğunda haftada 48 saatten fazla çalışanların oranı yüzde 4-6 aralığındayken ülkemizde bu oran yüzde 32’dir1. OECD verilerine göre ise ülkemizde çalışanların yüzde 23,3’ü, haftada 60 saatten fazla çalışmaktadır ki bu oran Yunanistan’da yüzde 11,2, Fransa’da yüzde 4,9, Rusya’da yüzde 3,9, ABD’de ise yüzde 3,8’dir2. Ayrıca, bu uzun çalışma koşullarına rağmen ülkemizdeki emekçilerin; hem çalıştıkları süre içerisinde aldıkları ücret hem de emekli olduktan sonra alacakları ödenek ve genel refah seviyesi Avrupa ülkelerinin çok gerisinde kalmaktadır. Aynı araştırmaya göre, emeklilikte geçirilecek ömür süresi Fransa’da 23, İtalya’da 21,8, İspanya’da 21,5 yıl iken, bu süre ülkemizde ancak 14,5 sene olmaktadır.3.

Bir başka önemli kriter ise çalışma ortamındaki işçi sağlığı ve iş güvenliği koşullarıdır. Her ne kadar ülkemizde yapılan meslek hastalıkları bildirimleri ve SGK tarafından yayınlanan istatistikler dikkate alındığında, meslek hastalıkları açısından ülkemizin çok iyi bir noktada olduğu algılansa da gerçeklerin böyle olmadığı aşikardır. Ülkemizde SGK’nın yayınladığı resmi istatistiklere göre 2016 yılında 1.405 kişi4, İSİG Meclisi’nin araştırmalarına göre ise 1970 kişi5 iş kazalarında yaşamını yitirmiştir. İLO istatistiklerine göre 2015 yılında her 100 bin çalışan başına düşen ölümlü iş kazası oranları İtalya’da 2,4, Yunanistan’da 1,2, Almanya’da 1, Hollanda’da 0,5 olarak gerçekleşirken, Türkiye’de bu oran 6,9 olmuştur6. Bu oran, Avrupa ülkeleri ortalamasının iki katından daha fazladır. İstatistiklere yansımayan meslek hastalıklarında da iş kazalarındakine benzer bir durum olduğunu düşündüğümüzde, ülkemizdeki çalışma koşullarının, işçi sağlığı ve iş güvenliği açısından Avrupa ülkelerinin çok gerisinde olduğunu söylemek mümkündür.

Emeklilik yaşının uzaması, sağlığı bozan etkenlere maruziyet süresini de artırmıştır

Ayrıca işçi sağlığı ve iş güvenliği konusunda bilinen bir gerçek vardır. Zararlı bir etkenin zararının ölçüsünü belirleyen iki önemli faktörden biri o etkenin şiddetiyken, diğer ise maruziyet süresidir. Örneğin zararlı bir kimyasalın ortamda ne miktarda bulunduğu ve çalışanların bu kimyasala ne kadar süreyle maruz kaldığı, çalışanların göreceği zararı belirleyen iki önemli faktördür. Dolayısıyla, uzun çalışma saatleri, standartların gerisinde kalan iş güvenliği tedbirleri ile birleştiğinde, meslek hastalıkları açısından riskin ölçüsü de o oranda artırmaktadır. Buna bir de emeklilik yaşının 65’e getirilmesi eklendiğinde, zararlı etkenlere maruz kalınan süre iyice artmakta ve karşılığında meslek hastalıkları kaçınılmaz olmaktadır.

İleri yaşta çalışanlar işverenler tarafından tercih edilmemektedir

İşverenlerin büyük bir bölümü, yaşı ilerleyen çalışanları maliyetlerini arttırdığı ve verimsizliğe yol açtıkları gerekçesiyle işten çıkartmaktadırlar. Emeklilikte prim gün ve sigortalılık süresini tamamlayanlar, yaş kriterini beklerken işten çıkartılma riski ile karşı karşıya kalmaktadırlar. Özellikle beden gücüyle çalışılan işlerde, işverenler çalışanlarını çok ileri yaşlarda çalıştırmak istememektedirler. Öte yandan, 65 yaşına gelen bir rafineri saha çalışanının, kedi merdivenlerinde yürümesi, bacaya tırmanarak numune alması ve zararlı rafineri gazlarının bulunduğu ortamda çalışıyor olması ne kadar mümkündür ve ne kadar güvenlidir? İşverenler bu yaştaki işçileri, çeşitli bahaneler öne sürerek emekliliği hak etmeden işten çıkartmak istemektedirler. Bu tür durumlarda, ileri yaşlarda işsiz kalan bir çalışanların tekrar iş bulması mümkün olamayacak ve ciddi toplumsal problemler baş gösterecektir.

İdeal olan, mesleğe ve işin niteliğine göre emeklilik yaşının belirlenmesidir

Tüm bunlara karşılık, üniversitedeki bir öğretim üyesi ise altmışlı yaşlarında asıl verimli çağlarına erişmekte ve yeni bilim insanlarının yetişmesine katkıda bulunmaktadır. Bu vasıfta bir akademik personelin, daha genç yaşta emekli edilmesi ise hem kendisine haksızlık hem de bilimsel gelişim açısından ülkemizin menfaatine aykırı bir düzenleme olacaktır.

Dolayısıyla, emeklilik yaşının belirlenmesinde, genel bir yaş sınırı belirlemek yerine, mesleklere ve yapılan işlere göre; çalışanların hakları geliştirilmeli ve ülkemiz ekonomisinin ihtiyaçları gözetilerek farklı statüler belirlenmelidir. Günümüzde bu yapıyı ortaya koyan düzenlemenin adı, FİİLİ HİZMET SÜRESİ ZAMMI uygulamasıdır ve 5510 sayılı Sosyal Güvenlik ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 40. maddesinde düzenlenmiştir. Ancak bu düzenleme maalesef adil olmaktan ve günümüz ihtiyaçlarını karşılamaktan uzaktır.

Bu sebeple Sendikamız, kendi örgütlü olduğu sektörler içerisinde öne çıkan “patlayıcı imalatı” ve “petrol rafinerileri” sektörlerini bir yıldan uzun süren bir akademik çalışmayla bilimsel olarak incelemiş ve ortaya çıkan sonuçları iki ayrı kitap halinde yayınlamıştır7 8. Yapmış olduğumuz çalışma neticesinde hazırlanan Kanun Değişikliği Teklif Taslağı’nı TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda görev alan milletvekilleri başta olmak üzere, ilgili Bakanlıklar ve bürokratlara sunmuş bulunuyoruz.

Sonuç olarak;

Öncelikle; Kanun’un geriye işlemesi sebebiyle, 1999 yılından önce sigortalı olan çalışanların kazanılmış haklarının geriye alınması olarak da değerlendirilebilecek hak kayıpları telafi edilmelidir. Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri bu konudaki haksızlığı kabul etmeli, ardından da bir çözüm formülü üzerinde uzlaşarak ortak bir irade ortaya koymalıdırlar.

Bundan sonra çalışma yaşamına katılacak gençlerimizi ilgilendirecek uzun vadeli önerimiz ise; herkes için standart bir emeklilik yaşı benimsemek yerine, açıklamamızda belirttiğimiz hassasiyetler göz önüne alınarak, mesleklere ve yapılan işin niteliğine uygun, gerçekçi ve uygulanabilir emekliliğe hak kazanma yaşlarının ayrı ayrı belirlenmesidir. Bunun için de farklı işkollarını temsil eden sendikalar ve diğer örgütler tarafından, temsil ettikleri sektörlerdeki riskleri ve yıpranma faktörlerini bilimsel olarak ortaya koyan çalışmalar yapılmalı ve bunlar Türkiye Büyük Millet Meclisinde etraflıca değerlendirilerek yasalaştırılmalıdır.

Kamuoyuna saygıyla duyurulur.

Petrol-İş Sendikası
Merkez Yönetim Kurulu adına
Genel Başkan
Ali Ufuk YAŞAR

------------------------------------------------------

1 https://www.ilo.org/ilostat/faces/oracle/webcenter/portalapp/pagehierarchy/Page3.jspx?locale=en&_afrLoop=667861446801192#!%40%40%3Flocale%3Den%26_afrLoop%3D667861446801192%26_adf.ctrl-state%3Ddk532t8on_47 (Erişim: 23.10.2018)
 

2 OECD Employment database and OECD calculations for emerging economies.

3 https://stats.oecd.org/Index.aspx?DataSetCode=PAG (Erişim: 23.10.2018)

4 http://www.sgk.gov.tr/wps/portal/sgk/tr/kurumsal/istatistik/sgk_istatistik_yilliklari (Erişim: 23.10.2018)

5 http://www.guvenlicalisma.org/18318-turkiyede-2016-yilinda-en-az-1970-isci-yasamini-yitirdi (Erişim 23.10.2018)

6 https://www.ilo.org/ilostat/faces/oracle/webcenter/portalapp/pagehierarchy/Page27.jspx?subject=OSH&indicator=INJ_FATL_ECO_RT&datasetCode=A&collectionCode=YI&_afrLoop=921506904589252&_afrWindowMode=0&_afrWindowId=yjeut4u7e_1#!%40%40%3Findicator%3DINJ_FATL_ECO_RT%26_afrWindowId%3Dyjeut4u7e_1%26subject%3DOSH%26_afrLoop%3D921506904589252%26datasetCode%3DA%26collectionCode%3DYI%26_afrWindowMode%3D0%26_adf.ctrl-state%3Dyjeut4u7e_95 (Erişim: 26.10.2018)

7 Başbuğ, Aydın; Sosyal Güvenlik Sistemimizde Fiili Hizmet Süresi Zammı ve Uygulama Sorunları, Petrol-İş Yayınları, Aralık 2017, Ankara

8 Kayhan, Hacer; Uçan, Rüştü; Karadağ, Ö.Kaan; Bingöl, Nuri; Gezen, M.Cüneyt; MKEK ve TÜPRAŞ Fiili Hizmet Süresi Zammı Uygulaması Teknik Çalışması, Petrol-İş Yayınları, Aralık 2017, İstanbul