• industriAll global
  • industriAll europe
  • Retun See
  • Petrol-İş Kadın Dergisi
Belgesel: Petrol-İş Tarihi

Basın Açıklaması... Basın Açıklaması...

Savaş siyasetine son verilsin, barış en yüce değer olsun

1 Eylül 1939, Hitler yönetimindeki faşist Alman ordularının, Polonya’yı işgal ederek milyonlarca insanın katledilmesiyle sonuçlanan 2. Dünya Savaşı’nı başlattığı gündür. Savaşın ardından dünya halkları, emperyalizmin bu acımasız saldırganlığı unutulmasın diye, bu günü Dünya Barış Günü ilan ettiler.

31.08.2012

1 Eylül 1939, Hitler yönetimindeki faşist Alman ordularının, Polonya’yı işgal ederek milyonlarca insanın katledilmesiyle sonuçlanan 2. Dünya Savaşı’nı başlattığı gündür. Savaşın ardından dünya halkları, emperyalizmin bu acımasız saldırganlığı unutulmasın diye, bu günü Dünya Barış Günü ilan ettiler. Her yıl 1 Eylül'de dünyada savaş isteyenler lanetlenir, barış isteyenlerin sesinin daha gür çıkması için çağrılar yapılır. Çünkü insanlığın geleceği savaşlarda değil, barış içinde yaşanan bir dünyadadır.

Yakın tarihimizdeki her iki dünya savaşının da sebebi kapitalistlerin daha fazla sömürü istemesidir. Emperyalist ülkeler, çevre ülkeleri talan etmek, varlıklarını kendi ülkelerindeki sermaye sahiplerinin hizmetine sunmak için savaşlardan medet ummuşlardır. Her savaşın kaybedenleri aynıdır. Her yerde yoksullar, emekçiler savaşır. Silah tüccarlarının ise kesesi dolar. Savaş yoksul halkın, barış ise tekellerin korkulu rüyasıdır. Halkların talebi barıştır, bir arada yaşamaktır. Tekeller ise bütün toplumların etnik temelde, mezhep temelinde, ırk, millet temelinde bölünmesini isterler.

Dünyamız çok uzun müddet büyük savaşlardan uzak durabildi. Ancak, tek kutuplu hale gelen bir dünyada, ABD ile diğer emperyalist ülkeleri “mazlum milletlere” karşı savaş açmaktan caydıracak güç kalmadı. 2001 yılından beri, Afganistan'dan başlayarak kaç ülkenin işgale uğradığını bir çırpıda sayabilmek olanaksız hale geldi.

Bugün, eski Sovyetler Birliği 15 parçaya ayrıldı. Eski Yugoslavya, hepsi birbirinden daha küçük 7 ülkeye bölündü. Afganistan işgal edildi. Irak işgal edildi. Libya'nın belli başlı bütün tesisleri binlerce kez bombalanarak imha edildi ve ülke yönetimi, petrolü emperyalistlerin kullanmasına itiraz etmeyecek kukla bir iktidara devredildi. İsrail hem Suriye'den hem de Filistin'den işgal ettiği topraklara artık çıkmayacak şekilde yerleştiğini ilan etti.

İşçi sınıfı ve sendikalar gerçeklere gözlerini kapayamaz. Emperyalizm bugün bağımsızlık iddiası taşıyan her ülkeyi tehdit etmektedir. Liberal, piyasacı, kapitalist sistemlere karşı ayaklanmaya kalkanları susturmak emperyalistlerin birinci önceliğidir. Bağımsız ülkelerin enerji kaynaklarını talan etmek, iç pazarlarını ele geçirmek için ABD ile müttefiklerinin 2001'den beri sistemli olarak yöneldikleri savaş politikası tam boy işgaller dönemini açtı. ABD silah sanayinin son iki yıl içinde yüzde üç yüz kâr ilan etmesi bile savaşların esas sebebini göstermeye yeter.

Günümüzde bir avuç sömürgeci azınlığa karşı dünyamızın geri kalanı çarpışıyor. Tüm ülkelere, “Pax-Americana” dayatılıyor. Yani, ABD'nin barışı, ABD'nin çıkarı sanki hepimizin barışı, tüm toplumların çıkarı gibi gösteriliyor. ABD'nin emperyalist gayesine uygun olan her şeyi benimsememiz isteniyor. NATO'nun kötü dediğine saldırmamız, iyi dediğini kabullenmemiz isteniyor.

Sendikalar, emekçiler bu ülkeden emperyalistleri kovan halkımızın daima “Yurtta Sulh, Dünyada Sulh” ilkesiyle hareket ettiğini unutmayacak.

Şimdi de, komşumuz Suriye’nin, demokrasi götürülecek bahanesiyle işgal edilmesi planlanıyor. Daha bir buçuk yıl önce Suriye ile Türkiye dostluk içinde vizeleri ortadan kaldırmıştı. Suriye halkı özgürce ülkemize geliyor, bizim halkımız Suriye'ye gezmeye gidiyordu. Dünya Barış Günü'nde, bizlerden komşu Suriye halkının katledilmesine onay vermemiz isteniyor. Dünya Barış Günü'nü anlamına uygun olarak kutlamak isteyenlerin görevi ABD ve Avrupa Birliği'nin işgal ve savaş politikasına karşı mücadele etmektir. Suriye'ye savaş açmak demek emeğe, halklara, insanlığa düşman olmak, emperyalizmin safında yer almak demektir. Balkanlarda nice acılar yaşayan, Birinci Dünya Savaşı’nda milyonlarca insanını kaybeden ülkemiz, bir daha aynı senaryolara kanmamalıdır. AKP, Suriye’yi işgal etmek için ülkemizi emperyalistlerle, İsrail’le kolkola gayri meşru bir savaşa sokmamalıdır.

Türkiye, şıhların, şeyhlerin, kralların, padişahların olmadığı bir ülke hayali ile kurulmuştu. Bugün kolkola girdiğimiz ülkelerin bir kısmı, demokrasinin kırıntısı bile bulunmayan emirlerden, sultanlardan, şeyhlerden ve krallardan oluşuyor. Kalan “dostlarımız” ise dünyayı sömürmek için ellerindeki bütün silahları kullanmaya hazır emperyalistlerdir. Türkiye emekçileri, bütün toplum bu cendereyi kırmalı ve yaşasın halklar arası barış demelidir. Yoksa ülkemiz yıllar sonra yeniden büyük bir felakete sürüklenecek.

1 Eylül Dünya Barış Günü'nde ülkemiz için de toplumsal barış talebi ileri sürülmelidir. Bugün Suriye'ye karşı savaş açanlar kendi halklarına karşı da savaşmaktan çekinmemektedir. On yıllardır binlerce gencimizin hayatına mal olan bir kavgayı durdurmanın yolu barış sesini daha da gür yükseltmekten geçmektedir. Emperyalistlerin ve yerli işbirlikçilerinin böl ve yönet taktiğine düşmeyeceğiz. Sadece yoksulların canını alan, sadece yoksul evlerden çıkan cenazelere dur diyeceğiz. Sendikamız defalarca açıkladı: Ülkemizdeki Kürt sorunu ancak çatışmaların son bulduğu, silahların sustuğu, ülkemizin birliğinden ve bütünlüğünden asla vazgeçilmeden daha fazla demokrasi, özgürlük ve hukuk temelinde gerçek ve kalıcı bir çözüme kavuşacaktır.

Toplumumuzu Türk-Kürt diye, Alevi-Sünni diye bölmeye çalışanlar hüsrana uğrayacaklar. Toplumun asıl ihtiyacı giderek büyüyen nefret duygusunu her alanda ortadan kaldırmaktır. 2012 yılında 1 Eylül Dünya Barış Günü'nü kutlamak demek emperyalizme karşı çıkmak, ezilen halkları savunmak demektir.

YAŞASIN 1 EYLÜL DÜNYA BARIŞ GÜNÜ!
YAŞASIN BARIŞ VE KARDEŞLİK!

Merkez Yönetim Kurulu adına
Mustafa Öztaşkın
Genel Başkan