EMEKLİYE YİNE SEFALET REVA GÖRÜLDÜ
Ömrünün büyük bölümünde çalışıp emeklilik için prim ödeyen, hak sahipleriyle birlikte ülke nüfusunun yüzde 18’ini oluşturan emeklilerin maaşı, cüzi artışlarla yine sefalet düzeyinde kaldı. İşçi emeklisi maaşına 2026 yılı Ocak ayında, yüzde 12 zam yapıldı. En düşük işçi emeklisi maaşına ise TBMM’de yapılacak taban maaşı düzenlemesi ile 6 aylık enflasyon kadar yüzde 12 zam yapılması bekleniyor. Bu zamla en düşük emekli maaşı 18 bin 938 TL olacak.
Emeklilerin maaşı her geçen yıl daha da fazla eriyor. Her yıl daha az gıda alırken, kira, elektrik, su, ısınma gibi masrafları katlanıyor. Maaşları gittikçe eriyen emeklilere bütçeden ayrılan pay 2003 yılından itibaren ciddi boyutlarda geriledi. Ortalama emekli aylığı 2003 yılında asgari ücretin yüzde 36 üzerindeyken bugün yüzde 22 altında. 2002 yılında emekli aylığının kişi başına GSYH’ye oranı yüzde 46 iken, 2025’te yüzde 29’a düştü. Emeklilerin içine düşürüldüğü yoksulluk, emeklilerin çoğunu oluşturan işçi ve Bağ-Kur emeklilerinin maaşına yapılan yüzde 12 gibi düşük oranda zamla birlikte daha da ağırlaştı.
Aralık ayında TÜİK’in açıkladığı yıllık enflasyon yaklaşık yüzde 31, İstanbul’da 2025 yılı Eylül ayında ortalama kira 33 bin lira, Açlık sınırı 30 bin lira, yoksulluk sınırı ise 98 bin liradır. Yıllarca üreterek ülkeye katma değer sağlayan emekliye bugün hükümet tarafından sefalet reva görülüyor. Buna gerekçe olarak da, “Maaşların ödenmesinde zorlanıldığı” söyleniyor. Emekli sayısının çalışana oranının yüksek olduğu iddia ediliyor.
Oysa 2024 yılı aktif-pasif sigortalılar oranı Sosyal Güvenlik Destek Primi ödeyenler de dahil edildiğinde 2024 yılı sonu itibariyle 1,75’tir. Bu oran Avrupa ülkelerinde ortalama 1,5’tir. Görüldüğü gibi Hükümetin bu iddiası doğru değildir.
Sorun emekliliğe geçişte aylık bağlanma oranlarının düşüklüğüyle başlıyor. Önce bu durumun çözülmesi, ardından emeklilerimizin hak ettiği yaşam standardının sağlanması gerekmektedir. Çalıştığı yıllarda yüzde 14 gibi yüksek oranda genel sağlık sigortası primi ödeyen emeklilerden, sağlık alanında hiçbir durumda ücret talep edilmemesi gerekmesine rağmen, telefonla randevu, muayene, erken muayene, tetkik farkı, reçete, ilaç katılımı, eşdeğer ilaç farkı ve özel hastaneye gitmeye mecbur kalırsa ayrıca özel hastane için paralar alınmaktadır.
Emeklilik döneminin huzur ve yüksek yaşam kalitesiyle geçirilebildiği ülkeler sıralamasında ülke olarak Afrika ligine yerleştik. Türkiye, 44 ülke arasında 40. sırada bulunuyor. Düşük emekli aylıklarıyla geçinemediği için 8 milyon emekli tekrar çalışıyor veya iş arıyor. 2002 yılında yüzde 36,6 olan çalışan veya iş arayan emeklilerin oranı Aralık 2024’te yüzde 65,7’ye yükseldi.
Bugün aktif olarak çalışan herkes yasal süresini doldurup emekli olacak. Nüfusumuzun yaklaşık 16 milyonunu oluşturan emekliler ve hak sahiplerinin sorunu hepimizin sorunudur.
Petrol-İş Sendikası olarak, giderek derinleşen ve vicdanımızı zorlayan bu yoksullaşmanın bir an önce düzeltilmesini talep ediyoruz. Emekli maaşı yeniden asgari ücretin üzerine çıkarılmalı, aylık bağlama oranları yükseltilmeli, sağlık kesintilerine son verilmeli, büyümeden yeterli payı almalı.
Merkez Yönetim Kurulu adına
Süleyman AKYÜZ
Genel Başkan





